Savaş yıllarındaki yoksulluk, İstanbul'u bir nevi "can pazarı"na çevirmiştir. Kuru ekmeğin bile kapanın elinde kaldığı bu yıllarda, "başarıya götüren her yol mubahtır" düsturuyla hareket eden bir grup düzenbaz; simsarlara, mirasyedilere kumpaslar kurarak onların servetlerinden nemalanma yoluna giderler. Alternatif bir Robin Hood'luk öyküsü olarak da okunabilecek bu romanda Hüseyin Rahmi, bir kez daha ahlak, dürüstlük ve namus kavramlarını tartışır.