
Dört Duvar Beş Pencere, yer yer fantastik öğeler içeren, kimi zaman gerçek dışına kayan, çoğunlukla da sonu açık öykülerden oluşuyor. Bu yeni öyküler, Cemil Kavukçu’nun, öteki öykülerinden farklı bir çizgiye doğru yol aldığını, öncelikle de ustalaşma sürecini tamamladığını açıkça gösteriyor. Son yıllarda adlarından sık sık söz edilen hikayecilerimizi düşünüyorum. İlk aklıma gelen Cemil Kavukçu oluyor. Konuşmalarda, kişileri, kendi düzeylerine göre, kendilerine özgü ‘dil’leriyle konuşturmakta çok usta; hiç abartı yok; bu, hem hikayeye inandırıcılık veriyor, hem de okura ayrı bir dil tadı. Fethi Naci Başlayınca temposuna katıldığınız bir anlatım var Cemil Kavukçu’nun. Üslubu, konuşma üslubuyla yazı üslubu arasında kurulan bir sentezden doğuyor gibi. Doğan Hızlan Yazarın her kitabıyla bir ‘aşama’ yapması zorunluluğuna inananlardan değilim, ama Cemil Kavukçu’nun buradan nereye gideceğini yine de merakla bekliyorum. Füsun Akatlı Geçen kuşaklardan sonra öykü edebiyatımızda derin bir iz bırakmaya aday hangi öykücü geldi, diye sorulursa, ben kendi payıma ilkin Cemil Kavukçu’yu söylüyorum. Okuru etkileyen ve düşündüren öyküler yazıyor o. Semih Gümüş
Author

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeofizik Mühendisliği bölümünü 1976'da bitirdi. Öyküleri, 1980 yılından bu yana çeşitli dergilerde yayınlandı. Patika adlı yapıtıyla 1987 yılında Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'nü ve 1996 yılında "Uzak Noktalara Doğru" adlı öykü kitabıyla Sait Faik Hikâye Armağanı'nı, 2009 yılında "Angelacoma’nın Duvarları" adlı otobiyografik anlatı kitabıyla Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'nü kazandı. 2013 Erdal Öz Edebiyat Ödülünü kazanmıştır.