
Authors


Suphi Varım’ın çocukluğu, İzmir’in beton ormanına dönüşmediği yıllarda, sokak aralarında ve arsalarda Çelik Bilek, Tom Miks, Kaptan Swing ve Zagor olarak geçti. Hayal gücü zengin bir çocuktu. Ailesi mahalle arasındaki iki katlı evi bırakıp dönemin modernleşme simgesi apartmanlardan birine taşınınca Kulver Kalesi’nden ve Darkwood Ormanı’ndan kopan küçük Suphi, beton blokların arasında ne yapacağını şaşırdı, hüzünlendi. O yıllarda mahalle kitapçısında tesadüf eseri Agatha Christie’nin ‘Ölümün Sıcak Eli’ romanını buldu; okur okumaz da polisiyenin büyüsüne kapıldı. Christie’yi Mickey Spillaneler, Maurice Leblanclar, Carter Dicksonlar, takip etti. Kolej’de kendi kafasındaki arkadaşlarıyla gizli bir dedektiflik bürosu kurup apartman olmayı bekleyen metruk evlere girmeye, dedektifçilik oynamaya başladı. Zaman geçti ve genç Suphi Varım, artık Suphi Bey oldu. Yıllarca profesyonel yönetici olarak çalıştı. Yüksek lisansını ve doktorasını tamamlayıp ekonomi âlimleri arasına katıldı. Hatta bir üniversitede yardımcı doçent olup ders bile verdi. Bu yoğunluk içinde Nezihe’ye kocalık, Sedef’e babalık etmeye çalıştı. Suphi Bey, kırk dokuz yaşında emekli oldu ve çocukluk düşlerinin eşliğinde polisiye yazmaya koyuldu. Varım'ın bugüne dek, Thule Büyücüsü (2010), Dedektif Çırağı (2014), [Karanlıkta İki Ceset](https://www.goodreads.com:443/search/search?q= Karanlıkta İki Ceset " Karanlıkta İki Ceset") (2014), Düello (2012), Kâbus (2013), Gölge (2015), Simirna Kızılı (2016), Karanlığımın Kızıl Geçidi (2017) romanları yayımlanmıştır. [Karanlıkta İki Ceset](https://www.goodreads.com:443/search/search?q= Karanlıkta İki Ceset " Karanlıkta İki Ceset") romanıyla Dünya Gazetesi Kitap Eki En İyi Telif Polisiye ödülünü almıştır.

Alper Kaya was born in 1990 in Ankara. He loved Ankara even he had never lived there. In 2010, he was awarded with "Praise Award of Sports Column of the Year" by the Journalists Society of Turkey. Eighteen of his books were published and also took place in fourteen anthologies with his works. The author lives in Istanbul with his wife Gizem Şimşek Kaya, who is a writer like himself, and their six cats also two turtles. - 1990 yılında Ankara’da doğdu. Orada hiç yaşamadığı hâlde, Ankara’yı çok sevdi. İstanbul Üniversitesi Radyo, TV ve Sinema Bölümü’nü animasyon sinemasında filmsel zaman kurgusu üzerine yazdığı lisans teziyle başarıyla bitirdi. 2010 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden “Yılın Spor Köşe Yazısı Övgü Ödülü”ne layık görüldü. Böylece, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ödüle layık gördüğü en genç gazeteci oldu. On dört romanı, sinema ve polisiye üzerine dört araştırma kitabı yayımlandı; on dört kolektif kitapta yer aldı. Türkiye'nin yapay zekâ destekli ilk çizgi romanına ve ilk müzik albümüne imza attı. Yazar, kendisi gibi yazar olan eşi Gizem Şimşek Kaya, altı kedileri ve iki kaplumbağaları ile birlikte İstanbul'da yaşamaktadır. Romanları / Novels: 08 00 - 1. Baskı (2011) / 08.00 - 2. Baskı (2020) Valiz (2014) Kaçak (2014) Yüzüncü Haber (2015) Tanrı Misafiri (2016) Bütün Kuralları Yık! (2017) Fotoğraftaki Kadın (2018) Uykusuzlar İçin Hayatta Kalma Rehberi (2018) Kabakulak Yazı (2020) Karınca Karambolü (2022) Mahallemizin Vampiri: Vampir Broomer (2024) Mahallemizin Vampiri: Transilvanya Vampiri (2024) Hafıza Hırsızları: Matematik Dedektifleri (2024) Araştırma Kitapları: Öyle Bir Geçer Zaman ki: Animasyon Sineması (2021) 50 Maddede Polisiye Edebiyat (2023) 50 Maddede Türk Korku ve Gerilim Sineması: Yine mi Cin Filmi? (2024) Suç Edebiyatı Terimleri Sözlüğü (2025) Derlediği Kitaplar: Aslında Yaşanmadı (2020) Kolektif Kitaplar / Anthologies: Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı Öyküden Çıktım Yola CCLXX Aşkın Karanlık Yüzü Pati Öyküleri Sadık Dostlara Kısa Film Öyküleri Karanlık Yılbaşı Öyküleri Son Gemi - Antoloji 2 Kanlakarışık Cürmümeşhut Karmakarışık

1973 yılında doğdu. TED Zonguldak Koleji'nin ardından, İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü'nde öğrenimini tamamladı. Şiirleri, öyküleri ve yazıları, yurtiçi ve yurt dışında çeşitli dergi, gazete ve derleme kitaplarda yayımlandı. Şiirleri, Washington Amerikan Üniversitesi'nde tez konusu haline geldi ve üniversitenin Writer's Collective etkinliklerine davet edilen ilk Türk şair oldu. Yurt içi ve yurt dışında edebiyat festivallerine konuk olan Öz, pek çok şairin eserini Türkçeye çevirdi ve bu çevirilerden bir kısmı çeşitli yayınlarda yer aldı. Kendi şiirleri İngilizce, Yunanca, Makedonca, Sırpça, Bulgarca, Romence ve İsveççeye çevrildi. Farahnaz'ın Çiçeği adlı kitabı İtalyancaya çevrildi. Türkiye Polisiye Yazarları Birliği ve Uluslararası PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Şiir kitapları: Fırtına Günlüğü (2006) Şiirli Müzik Kutusu (2009 - Cemal Süreya Başarı Ödülü) Bir, İki, Üç Gökyüzü (2012) Eski Saat Tik Tak (2016) Kendime Leyla (2023) Romanları: Berlinli Apartmanı (2013) Şeytan Disko (2015) Tilki, Baykuş, Bakire (2017) Sobe Siyah Orkide (2018) Farahnaz'ın Çiçeği (2019 - Kristal Kelepçe Yılın Polisiye Romanı Ödülü) İtalya'da yayımlanmıştır. İtalya'da 2024 Giallo Garda En İyi Yabancı Polisiye Ödülü'ne layık görülmüştür.) Villa Şakayık (2020 - Dünya Kitap Yılın Polisiye Kitabı Ödülü) Perisiz Köşk (2021) Dolapta Biri Var (2021) Bayan Begonvil (2022) Efsunlu Cazibe (2023)

1978 senesinin Mart ayında Ankara’da dünyaya geldi; ilk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladı. Ankara Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nü bitiren ve ülkemiz polisiye gerilim edebiyatında farklı bir tarz yakalayan yazar, evli ve iki çocuk babası olup halen Ankara’da yaşamakta ve bir kamu kurumunda danışman olarak çalışmaktadır. Yazarlığın gizemli bir dünyanın topraklarında gezinmek olduğunu söyleyen Günay Gafur, ilk romanı KUKLACI ile bu büyülü dünyanın kapılarını aralamıştır. “Yazarken sonsuz derecede keyif alıyor, adeta yeni baştan kurduğum dünyanın havasını soluyorum. Okurların da satırların ötesinden bunu hissedeceğini ve aynı keyfi alacağını biliyorum. Güzel olan da bu zaten: Mesafelerin birdenbire tükenmesi ve harflerden oluşan o gizemli köprünün üzerinden geçerek okuyucuyla aynı noktada buluşabilmek.” “Benim için nefes almak kadar önemli ve vazgeçilmez olacağını bilmeden başladığım ve adına "yazmak" denilen bu macera, nefes aldığım sürece sürecek... Önce yazılmayı sonra da okunmayı bekleyen yeni dünyalar keşfedebilmek için hayal kurmaya ve bunları sözcüklere dönüştürmeye devam ediyorum...”



