
"Türkiye'nin özellikle son yirmi-otuz yılının önemli ve acılı bir gündem maddesini oluşturan şüpheli asker ölümlerinin etrafında dolaşan, her yazarın, konuyu kendi yazarlık meşrebine uygun bir tutum ve yaklaşımla ele alıp işlediği, özel olarak bu kitap için yazılmış on altı öykü yer alıyor bu kitapta. "Ne yazık ki şüpheli asker ölümleri ve asker intiharlarında Türkiye bugün dünyada ilk sırada yer alıyor. "Askeri sınıflandırmaya göre otuz yılda kaç tabur, kaç bölük askerin 'intihar ve şüpheli ölüm sonucu' yaşamını yitirmiş olabileceği gerçeği, tek tek her birinin arkasındaki hikâyenin yeniden konuşulmasını gerektirmiyor mu? Çünkü bunu konuşmak demek, aslında Türkiye'nin hikâyesini konuşmak demek. "… ve bu öykü seçkisiyle, zorunlu askerlik kurumunun, militarizmin, kirli savaşın açık ve gizli kurbanı olmuş TSK'nın 'askeri zayiat' olarak gördüğü bütün o gencecik ölülerin anısına bir saygı nişanesi olarak, edebiyat toprağına alçakgönüllü bir mezar taşı dikmek, mezarlarına bir demet çiçek bırakmak istedik." - Murathan Mungan-
Authors

Türk edebiyatçı. Çağdaş Türk edebiyatının güncel ve toplumsal konuları işleyen, toplumsal düzende kadının rolüne ve sıkıntılarına özellikle eğilen bir yazarıdır. Yetişkinler için yazdığı romanların yanı sıra çocuk ve gençler için de kitapları vardır.

She's not a hermit, though in other times she could have been. Her job is not in keeping with the times: she repairs the clocks in the Ottoman palaces. Şule Gürbüz is the only woman in the world to be an expert in mechanical clocks and author of two collections of stories which are small jewels of contemporary Turkish literature: Zamanin Farkinda (Aware of time, 2011) and Coskuyla Olmek (Die enthusiastically, 2012) Aged only eighteen she wrote her first novel, Kambur (The Hunchback, 1992), published at the first attempt by the well-known Iletişim, likewise publishers of her last two works. But, apart from an interval marked by a collection of poetry and a theatrical text, for almost twenty years Şule Gürbüz has remained outside the Turkish literary scene. She studied History of Art in Istanbul and Philosophy in England. On her return she became apprenticed to Recep Gürgen, the last master clock maker in the Imperial Palaces, to then become in her turn a master. Over the years the two of them were able to set working more than 300 clocks, both Turkish and foreign, belonging to the period between the XVI and XIX centuries. For the most part these clocks were recovered from a state of abandon and then put on show in museums which are today housed in the Topkapi and Dolmabahçe Palaces. This path has played a determining role in Gürbüz's writing which reflects on human existence and the sense of life using expressive and ironic language, taking up and giving voice to various themes in the Turkish-Muslim culture.


Babasının mesleği nedeniyle çocukluğu boyunca Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşayan yazar, 1994 yılında üniversiteyi bitirdikten sonra İstanbul’a taşındı. Sema Kaygusuz’un ilk öyküleri, Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü (1995) nedeniyle Varlık Dergisi’nde yayımlanmaya başladı. Yazarın ikinci dosyası 1996 yılında Gençlik Kitabevi Ödülü aldı. Edebiyat serüvenine öyküleriyle adım atan yazar sırasıyla Ortadan Yarısından (1997, Can Yayınları– 2002, Doğan Kitap), Sandık Lekesi (2000, Can Yayınları -2002, Doğan Kitap), Doyma Noktası (2002, Can Yayınları – 2002, Doğan Kitap) ve Esir Sözler Kuyusu (2002, Doğan Kitap) adlı kitaplarıyla tanındı. Sandık Lekesi, 2000 yılında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü aldı. Yazarın ilk romanı Yere Düşen Dualar (2006, Doğan Kitap) yurt içinde olduğu kadar, Fransızca ve Almanca baskısıyla da edebiyat çevreleri tarafından ilgi gördü. Yere Düşen Dualar’ın Fransızca çevirisi, Ecríme Çeviri Ödülü, Fransa Türkiye Dostluk Ödülü ve Balkanika Edebiyat Ödülü aldı. Yere Düşen Dualar 2012 yılında İsveç’te ve Yunanistan’da da yayımlanacak. Sema Kaygusuz’un 2009 yılında Doğan Egmond tarafından yayımlanan ikinci romanı Yüzünde Bir Yer, önümüzdeki yıl Almanca ve Fransızca olarak yayımlanacak. Öykü ve roman dışında makale, sinema senaryosu ve belgesel kitap çalışmaları da yapan yazar, yakın zamanda Fransa’da sergilenecek olan bir operet için libretto kaleme almıştır. Senaryosunu yönetmen Yeşim Ustaoğlu ile birlikte yazdığı Pandora’nın Kutusu adlı film, İspanya’da Altın İstiridye Ödülü aldı. Yazarın ayrıca Pfizer firmasının desteğiyle yazdığı Öbür Yanım ve Lis yayınevi tarafından Türkçe ve Kürtçe yayımlanan Üşüyen/Efsiri adında iki farklı kitabı daha bulunmaktadır. Sema Kaygusuz, Avrupa’nın saygın bir kurumu olan DAAD Akademisi tarafından seçilen sanatçılar arasında yer almış, Nisan 2010, Nisan 2011 tarihleri arasında konuk olarak Berlin’de yaşamıştır. Yazarın seçildiği ve yakın zamanda konuk edileceği diğer yazar evleri sırasıyla, Berlin Yazar Evi (Almanya, Goethe Enstütüsü Yakın Bakış Projesi, 2008), Marguerite Yourcenar Yazar Evi (Fransa 2009), KulturKontakt (Avusturya, 2011- Eylül) ve Museum Quarter (Avusturya, 2012- Nisan, Mayıs)

1977 tarihinde İstanbul’da doğdu. 1995-1997 yılları arasında çeşitli dergilerde öyküleri yayımlandı.1997- 2009 yılları arasında yazmadı. 2009 yılında yeniden öykülerine geri döndü. Notos, kitap-lık, Sözcükler, Sarnıç, Dünyanın Öyküsü ve İzafi dergilerinde öyküleri yayımlandı.2012 yılında Karakış Üçlemesi’nin ilki olan Öteki Kışın Kitabı, Alakarga Sanat Yayınları tarafından yayımlandı. Bu kitapla 2013 Yunus Nadi Öykü Ödülü’ne değer görüldü. Üçlemenin ikincisi, Gerçek Adı Süreyya adında bir roman.
1973 yılında, Tunceli'nin Hozat ilçesine bağlı Haçeli köyünde doğdu. Köyünde okul olmadığından, henüz altı yaşındayken, babası onu sırtına alıp, 1938 yılında asken kışla olarak kullanılmış bir binada bulunan yanlı okula götürdü. O zamana kadar yalnızca Zazaca konuşan Karataş, burada Türkçe öğrendi. İstanbul, Kocasinan Lisesi'nde okudu. Bir yandan da lokantalarda bulaşıkçılık, tekstil atölyelerinde çıraklık yaptı. Aynı yıllarda sol fikirlerle tanıştı ve dört kez gözaltına alındı. 1992 yılında tutuklanarak Türkiye'nin çeşitli hapishanelerinde on yıl, dört ay hapis yattıktan sonra, 2002 yılının Haziran ayında, Gebze Cezaevi'nden tahliye edildi ve ülke dışına çıktı. 2003 yılından beri İsviçre'de yaşamaktadır. Fribourg Üniversitesi'nde bir yıl, lise denklik eğitimi gördü. Daha sonra Zürih Üniversitesinin Psikoloji Bölümü'ne kaydoldu, ancak ekonomik nedenlerle okulu bırakmak zorunda kaldı. Hamallık, temizlikçilik, yoksul ülkeler için kullanılmış giysi toplama gibi işlerde çalıştı. Halen Luzern Yüksek Okulu'nun Sosyal Kültür Bölümü'nde okumaktadır.




Türker Armaner (1968) Istanbul'da doğdu. Kıyısız (1997), Taş Hücre (2000) ve Dalgakıran (2003) adlı öykü kitapları ile Tahta Saplı Bıçak (2007) adlı ilk romanı Metis Yayınları'ndan çıktı. 2002 yılında Paris 8 Üniversitesi Felsefe Bölümü'nden doktora derecesi almış, Fichte üzerine yazdığı doktora tezi 2004'te Fransa'da ANRT tarafından basılmıştır. Halen Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde öğretim üyesi olan Türker Armaner, LAPSUS dergisinin kurucusu ve genel yayın yönetmenlerindendir. Metis Yayınları'ndaki kitapları Kıyısız, 1997 Taş Hücre, 2000 Dalgakıran, 2003 Tahta Saplı Bıçak, 2007 Yazarla Söyleşiler ■ "Şiddetle ilişkim herkes kadar sıradışı" Tolga Meriç, Akşam Kitap Eki, 30 Mart 2008 ■ "Yerinden Edilmiş Öyküler" Burak Kara, Yeni Binyıl, 17 Mart 2000 ■ "Ben dünyanın öykü geleneği içinde gördüğüm biçimini tasarlamaya çalışıyorum" Nalan Barbarosoğlu, Varlık, Sayı 1127, Ekim 2001 ■ "Hayat, dilin sınırlarıyla ölçülür" Sema Uludağ, Radikal, 14 Mart 2003 ■ "Kendinden kaçan ve kendini çoğaltan korkular üzerine..." Duygu Durgun, Cumhuriyet Kitap Eki, 19 Temmuz 2007

Türk roman ve öykü yazarıdır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. 2005'te yayımlanan Öykü Sersemi adlı öykü kitabıyla Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü kazandı. 2006'da yayımlanan Ağula adlı öykü kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü'nü elde etti. 2012'de yayımlanan Hayatı Sevme Hastalığı adlı romanıyla Yunus Nadi Roman Ödülü, Duygu Asena Roman Ödülü ve Ebubekir Hazım Tepeyran Roman Ödülü'ne layık görüldü

1974 yılında Leverkusen’de doğdu, Bursa’da büyüdü. Bir süre İngiliz dili ve edebiyatı okudu. Değişik yayınevlerinde editörlük, TRT 2′de muhabirlik yaptı. Kürşad Oğuz’la birlikte Vatan Kitap ve Akşam Kitap’ı çıkardı. İlk öykülerinde gündelik hayattaki şiddeti anlattı. O öyküler 2003′te “Abis” adı altında Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlandı. İkinci kitabı “Yok Bana Sensiz Hayat”ta ölüp giden bir yakını (C.N.) için romantik ve fantastik bir ağıt yaktı. Bu kısa roman 2006′da Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basıldı. Almanca, Bulgarca, Arnavutça ve Arapça’ya çevrildi. 2007 yılının büyük bir kısmını konuk yazar olarak Den Haag’da (Hollanda) geçirdi ve orada yayınlanan Ad/Haagsche Courant adlı bir gazete için, Den Haag’da yaşayan Türklerin hayat hikayelerini yazdı. Bu gazete yazıları ertesi yıl “Over Welk Turkije Heeft U Het?” (Hangi Türkiye’den Bahsediyorsun?) adıyla Hollandaca basıldı. Türkiye’de kadına yönelik şiddete dair öyküleri “Şeytan Geçti”, Mart 2010′da İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. Son romanı “Taş Uykusu”nda bir belediye otobüsünde birlikte yolculuk etmek zorunda kalan insanların zihninden geçenleri okumaya ve günümüz Türkiye’sinin şiddet yüklü yüzünü anlatmaya çalıştı. Taş Uykusu Aralık 2010′da Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından basıldı.
