
Erelvanlı, kıpkısa öykülerinde bizi "evrenin ötekileri"yle buluşturuyor: Tahtakurularıyla. Bu kitapta, canhıraş bir karnavalda, içinden tiril tiril insanlık hallerinin yansıdığı transparan kostümleriyle geçit resmi yapıyor Tahtakuruları. Kimi zaman alevlerle sarılı yin-yang çemberlerinde okurun göğüs kemiklerinin eğeleyen bir dokunaklılıkla... Kimi zaman bireysel ve toplumsal derinlik sarhoşluklarının trajikomik baş dönmeleriyle… Zekâ ve duygu kıvılcımları aynı anda parlıyor bu kıpkısa öykülerde; hem soğukkanlı hem şefkatli ironi rüzgarlârı önüne çıkanı bazen okşayarak bazen havalandırarak esiyor bu çılgın karnavalın tekinsiz sokaklarında. İlk kitabı Bebek Arabasında Ayvalar'da anlatım olanaklarının çeşitliliği ve derinliği ile dikkat çeken Erelvanlı, Tahrakuruları'nın Evreni'nde dilde yaratıcılığın söz, söylem ve kurgu boyutunda nerelere varabileceğinin, bunun içeriği nasıl derinlikli bir görünürlüğe taşıdığının çarpıcı örneklerini sergiliyor. Ele avuca sığmaz ironisiyle "ısıran" yaratıcı bir dil, evrensel insanlık serüveninin dokularına nüfuz eden bir içerik, ülkenin siyasal yakın tarihine ve kültürel kodlamalarına yönelik modern hicivler… Çıradaşiirfestivalidüzenleyen, Fırınküreğindekiarkadaşlarıylaoynamayaçıkan, Güvercinlikteuyuyan, İkizlerinefarklırenkpatikören, İncirağacınıngövdesindesoluksoluğakoşan, Baharıngetirdiğiylesarhoşolmuş, Diktatör, Katil, Çapkın, Üveyanne, Politikacı, Doğayasaygılı Tahtakuruları ve daha niceleri... Babil Kulesi'nde, Kafka'nın kitaplarında, Nuh'un gemisinde, İkinci Yeni şiirlerinde, Gezi'de, Otomatik Portakal'da, Kız Kulesi'Nde, sığınma evlerinde, Hayata Dönüş Operasyonu'nda, kuyudaki su kovasında... okurunu bekliyor. -Cahit Ökmen- (Tanıtım Bülteninden)