
“Beyaz kağıda, önce, ‘yandırma’ yazıyorum. Egeli bahçıvanlardan bir deyim bu. Çapalanacak yerleri bir güzel çapalar, dört beş gün bırakırsın güneşe, yansın toprak. Sonra suyu bir boca eder, bir göllendirirsin. Uuf! Gör nasıl fışkırır haftaya varmadan yaprak çiçek.” nezihe Meriç, çiçek açmış öyküleriyle Türkçe’nin tadını yeniden duyuruyor. Bakmayı, görmeyi, sezmeyi ve sezdirmeyi bilen yazar, okuruna, inceliklerle dolu, “göze görkem” bir öyküler demeti sunuyor.