Varsaydığın yazarlık yeteneğin o kadar çabuk yukarılara tırmanmak istiyor ki bütün ruhunu satın aldı senin. Bir an bile duraksamadan reklam şirketinin teklifini kabul ettin. O metinleri yazarken sosyalistliğini nerene sokuyorsun? Akşamları tüketim toplumuna felsefi eleştiriler düzüp, gündüzleri de o toplumu pazarlıyorsun. O kabul ettiğin tek ahlaksızlık, çifte standart var ya, boğazın kadar o ahlaksızlığa battın, diye haykırmıştı. Bana ahlaktan söz etme, demiştim kışkırtıcı bir edayla: Ahlak, rahatsızlıklar için alınan bir hap gibidir; kimin çok rahatsızlığı varsa, o, haplarını sürekli yanında taşır. Aşırı dozlarda kullanıldığı zaman ise duygu ve düşünce kabızlığı yapar. Ve sen çok fazla kullanıyorsun, diye eklemiştim. O gün kapıyı çarpıp gitmişti. Sağladığım olanaklara ihtiyacı olduğu için döner diye beklemiştim.