
Özlü ve bilgiyle genişleyen kuvvetli bir görüş ve anlayış kabiliyeti, bu kabiliyetin verdiği tedai kudreti, tasavvufla gelişen müsamahalı, İnsanî ve ileri bir dünya görüşü, nihayet sanatım halkın hizmetine ve faydasına verdiği için halk ifadesini benimseyiş ve en güç şeyleri bile rahatça ve halk diliyle anlatış... İşte Yunus’un sanatındaki sır ve işte onu ebedileştiren kudretin sim. Ölüm ve hayat düşüncesinde, dünya ve ahiret görüşünde, zamanını yerişinde, aşk ve gurbet duyuşunda, şeriat ve hakikat anlatışında; hülâsa görgüde, duyguda ve ifadede hangi divan şairi, bu kadar ölümün, hayatın, inancının ve halkın olabilmiştir? Hiç divan şairi, sevgilinin yüzünün anlığını bulgura, nohuda benzetir mi, bulgurdaki, nohuttaki temizliği görebilir mi? Sözlerinin güzelliğini anlatırken sanki balı yağa katmadayım der mi, buna imkân var mıdır? İşte halk şairi olmadığı hâlde halkın şairi olan Yunus’un sevilişinin, yayılışının ve yaşayışının sim, işte onun içtiği Âb-ı Hayât, işte halk sevgisindeki, halktan ayrılmayıştaki yaşatıcı iksir. Abdülbâki Gölpınarlı’dan günümüz Türkçesiyle Yunus Emre’nin hayatı, sanatı ve şiirleri...
Author

Asıl adı Mustafa İzzet Bâkî olan edebiyat tarihçisi ve çevirmendir. Abdulbaki Gölpınarlı'nın ataları Kafkas kökenli Vubh veya Ubıhlardır. Gazeteci olan babası Ahmed Agâh Efendi, Mevlevî idi. Gelenbevî İdâdîsinin son sınıfındayken babasını kaybetti. Tahsiline ara vererek çalışmaya başladı. İstanbul Vezneciler'de kitapçılıkla uğraştı. Çorum'un Alaca ilçesindeki Menbâ-i İrfân İptidâî Mektebinde öğretmenlik ve idarecilik yaptı. 1922’de İstanbul’a döndü, sınavla son sınıfına girdiği İstanbul Erkek Muallim Mektebi’ni, ardından da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü, Profesör Köprülüzâde Mehmet Fuat Bey'in nezaretinde hazırladığı Melâmilik ve Melâmiler adlı mezuniyet tezi ile bitirdi (1930). Edebiyat öğretmeni olarak Konya, Kayseri, Balıkesir, Kastamonu liseleriyle İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nde çalıştı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Farsça okutmanlığı yaptı. Doktorasını verdikten sonra aynı fakültede Metinler Şerhi okuttu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde İslam-Türk Tasavvuf Tarihi ve Edebiyatı dersleri verdi. 1945’te Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesine aykırı davrandığı iddiasıyla tutuklandı; 10 ay hapis yattıktan sonra beraat etti ve yeniden görevine döndü. 1949’da kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.