Paperback. 15,50 / 23,00 cm. In Turkish. 420 p. Öyle bir öyküler ormani ki kah bir masal, kah gerçek bir hayat hikayesi, kah bir bilimsel tasvir. Prensesler, tilkiler, geyikler, çiftçiler, avcilar, irmaklar, agaçlar, kargalar, köpek baliklari... Hepsi de acimasiz bir hayatta kalma içgüdüsüyle ama ayni zamanda düsmanca bir dünyaya karsi tek gerçek silah olan bir yüce gönüllülük ahlakiyla hareket ediyor. Tolstoy kendi arazisinde yasayan köylü çocuklari için okullar kurmus, onlarin sinir tanimayan düsgücünden, bazen bize göre bambaska olan bakis açilarindan dogmus öyküleri kagida dökmüstü. Sayilari on ikiye varan okullarin kapisinda "özgürce gir, özgürce çik" yaziliydi. Tolstoy'un ögrencilerine ve onlarin düsgücüne tanimak istedigi özgürlüktü bu. Hayatinin en anlamli, en mutlu deneyimi olarak hatirladigi bu dönemden bizim payimiza düsen, hem çocuklar hem de yetiskinler için paha biçilmez anlatilardir. Üç yastan itibaren büyük küçük herkesin okuyabilecegi veya dinleyebilecegi metinler herkes için özellikle de ilk ve orta okul çagindakiler için benzersiz bir egitsel degere sahip. Bir yandan da sadelik ve incelikleriylesasirtip gülümsetiyorlar bizi. Geyik yavrusu bir gün annesine; "Annecigim," demis, "sen köpekten daha iri ve güçlüsün, üstelik kendini savunman için kocaman boynuzlarin var, köpeklerden neden korkuyorsun?"Geyik gülmü "Dogru söylüyorsun, yavrucugum. Ama isin kötü tarafi, köpek havlamasini duyar duymaz kaçmaktan baska bir sey düsünemiyorum." Baliklar suda, insanlar havada soluk alir ve yasarlar. Baliklar, kendileri hareket etmedikleri ya da suyun kendisi dalgalanmadikça suyu ne görürler ne de sesini duyarlar. Biz de kendimiz ya da hava hareket etmedikçe havanin sesini duymayiz.