
İslâm düşüncesi literatüründe vahiy ile aydınlanan aklın din-felsefe ilişkisi bağlamında felsefeye yönelttiği eleştiriler yanında probleme getirdiği açılımlarla Doğu ve Batı'da haklı bir şöhrete sahip olan Gazzâli'nin Tehâfütü'l-Felâsife'si klasiklerimiz arasındaki müstesna yerini bugün de korumaktadır. O, bu eserine Meşşâi metafiziğe ve Yeni-Eflâtuncu sudûr teorisine yönelttiği esaslı eleştirilerle, felsefenin dine alternatif olamayacağını ve hakikati temsil edemeyeceğini göstermeye çalışmıştır. Tehâfütü'l-Felâsife ile başlayan "Tehâfüt geleneği" kelâm ve felsefe tarihinde her dönemde olduğu gibi günümüzde de hâlâ bir cazibe merkezi olmaya devam etmektedir.