


Books in series

#1
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
1995
"Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?" dedi.
"Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı."
"Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku," dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi.
"Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku," dedi, arkasını dönüp gitti.
Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor... Bülbülün çilesi, yazarın zulası... İnceden sarma bir sigara, inceden bir bardak... Jak Danyel isimli bir şişe, Hicran isimli bir yara, tuhaf isimli bir roman. Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz.
İlhami Algör, alelacayip aşkların ve oyunbazlığın, hüzünlü dolambaçların yazarı.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İtalyan Yokuşu'ndan aşağı, rüzgâra asılıp Tophane'ye inen roman. Avaramu!

#2
Albayım Beni Nezahat ile Evlendir
2000
"Al bu elmayı Nezahat" diyebilirdim, "sende bu ad oldukça istersen sıfır numara kel, istersen at kuyruklu olurum. İnce bıyıklı tek dişi altın olurum. Meftun olurum, meczup olurum. Uzaklara bakarım, çıtımı çıkarmam. Nasıl söyleyeceğimi bilmem susarım. Susmak üzerine konuşmak gerekse, beni çağırırlar, oturur susarım. Dolmabahçe saat kulesiyle, Çırağan Sarayı ile konuşurum. Duvarlara yazılar yazarım gizli gizli: 'Albayım beni Nezahat ile evlendir.' Sülüs yazarım, kufi yazarım, latin yazarım. Gotik yazamam. Yağ satarım, bal satarım, ustamı öldürür ben satarım. Yemeden içmeden kesilir, alık olurum. Adımı sorsan duymaz olurum. Kötü olurum, iyi olmam Nezahat. Ya bu adı değiştir ya da al bu elmayı. Bende sevdiklerince terk edilme endişesi, kafayı yemeye meyyal haller var. Al bu elmayı Nezahat. Yüzünde göz izi var."

#3
Kalfa ile Kıralıça
2005
İnsan kırk yıllık arkadaşının kitabını nasıl tanıtır? Hele de başından beri bu yazma serüvenine yakından tanıklık etmiş ise.
Şunu hemen ifade edeyim: İlhami Algör, ilk kitabı Müzeyyen...'de ve ikinci kitabı Albayım...'da dile öyle meftun ki, onu en çapkın, en kıvrak, en konuşulur, en akıcı haline öylesine sokmak istiyor ve başarıyor ki, arada, romanlarının kurgusunu ihmal edebiliyor. Ama bunun çok da önemi yok. Barthes, Proust için şöyle demez mi: “Canım sıkıldığında açıyorum rastgele bir sayfa, okuyorum”.
Açın İlhami'nin kitaplarından bir sayfa: “Oh! dünya varmış,” diyecek, neşeleneceksiniz. Ama isterseniz hüzünlene de bilirsiniz. Demek istediğim edebî demokrattır İlhami Algör, seçenek sunar. Bu mizacı ile ilgilidir. Her şeye mesafelidir. Kendine dahi.
Kalfa ile Kıralıça'da ise, “üfür üfür ipe diz” tekniğini kullanmıştır. Kitap ne mi anlatıyor? İpten ne alacağınıza bağlı...
Author

İlhami Algör
Author · 8 books
"1955 Suriçi istanbul doğumlu. 76'da Ankara'ya siyasal bilgiler basın yayın yüksek okulu'na (şimdi Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi) okumaya gitti. 83'te döndüğünde Suriçi'ni terk edip Beyoğlu'na çıktı. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku adlı ilk kitabında, Galata Kulesi'nde Müzeyyen'e sarılırken atılmış bir tirad'da kahramanının ağzından Suriçi'nden özür diler. Süha Arın, Can Dündar ile belgesel filmler yaptı. Her yere burnunu soktu. Vietnam'a gitti geldi. Halk arasında "doktor" ve "projeci" olarak bilinir. 50 yaşına geldi, adam olamadı. Olacağı da yok." - İlhami Algör