Margins
Dizüstü Edebiyat book cover 1
Dizüstü Edebiyat book cover 2
Dizüstü Edebiyat book cover 3
Dizüstü Edebiyat
Series · 32
books · 2010-2017

Books in series

Küçük Aptalın Büyük Dünyası book cover
#1

Küçük Aptalın Büyük Dünyası

2010

"Tek istediğim, battaniyenin altında film çekeceğim değil, film izleyeceğim bir adamdı." Sanal dünyanın merak edilen ünlüleri raflarda yerini alıyor. Dizüstü Edebiyat Dizisi başlıyor. İlk kitap çılgınlar gibi takip edilen, Türkiye'de en fazla izleyicisi olan kişisel blog'un yazarı Pucca. Herkes onu ve yazacağı kitabı merak ediyordu. "Aynaya son kez baktım, 'Kızım Pucca, Allah kahretsin seni, çok harikasın lan sen!' dedim." Pucca çok ayıp! Pucca çok komik! Pucca âşık! Pucca beter bişi! Ve sonunda, paparazziler peşinde koşmadığı halde her şeyi anlattı... "Pucca, aferin, iyi b\*k yedin!" Asıl mesleği televizyonculuk olan Pucca, 2007 yılında eski sevgilisinden intikam almak için açtığı blog'la internette "baya" tanındı. Günde 3000'den fazla kişinin ziyaret ettiği blog'u, Türkiye de en fazla izleyicisi olan kişisel blog oldu.
Piç Güveysinden Hallice book cover
#2

Piç Güveysinden Hallice

2010

İnsan neyle yaşar sorusunun cevabıydı "kadın". Babama desem ki, "Baba, sen bana adam olamazsın derdin ama bak ben Superman oldum", kuvvetle muhtemel bana diyeceği şey, "Sigortası var mı?" olur. Usulca uzandım, çünkü "Beni öper misin?" diye soran kadın, yarın "Beni niye aramıyorsun?" diye trip atacak kadın olacaktı. Tahmini zorlukları atlatmıştım, ama şimdi daha zorlu bir sınav beni bekliyordu. Sevgili olmadığınızı karşınızdakine nasıl anlatırsınız sınavı. Derken aşık olur adamımız... ama niye? Ama kime? Ama nasıl? Sen benim canımsın, işte ben o yüzden ölemiyorum.
Bizim de Renkli Televizyonumuz Vardı book cover
#3

Bizim de Renkli Televizyonumuz Vardı

2010

Okuyan Us’un ilk iki kitabıyla (Pucca/Küçük Aptalın Büyük Dünyası, samihazinses/P\*ç Güveysinden Hallice) oldukça ses getiren serisi Dizüstü Edebiyat, 3. kitabı "Bizim de Renkli Televizyonumuz Vardı" ile yoluna devam ediyor. Sanal dünyanın, özellikle Ekşi Sözlük'ün en beğenilen yazarlarından olan, izleyici kitlesi her geçen gün artan Onur Gökşen; geniş hayran kitlesini, öykülerindeki sıcaklığa ve tanıdıklığa borçlu. 80lerde ve 90larda çocukluğunu, gençliğini yaşamış herkesi sıcacık, komik ve nostalji dolu öyküleriyle geçmişe götürüyor, o günleri tüm güzelliğiyle tekrar yaşatıyor. Kadıköy'e hiç gitmemiş, 80'lerde ergen olmamış, Mr. Spock'u tanımıyor, commodore 64'ü görmemiş, Dallas’ı hiç duymamış, hatta kızkaçıran atmamış olanlara bile yaşatıyor Onur Gökşen mahalleyi, o mahallenin diliyle.Onunla çok ortak noktamız var... "İlerde yaşayacağımız tek dakikasını bile planlayamadığımız hayatımızın minik ama eğlenceli bir antrenmanını yapmaktaymışız orada meğerse."
Sorun Bende Değil, Sende book cover
#4

Sorun Bende Değil, Sende

2011

Her biri heyecanla takip edilen ve beklenen bu sahici yazarların en çok okunanlarından biri PinkFreud. Kiminiz onu “Türkçe sözlü hafif batı kadını” olarak biliyor. Ya da gerçekçi, komik ve hınzır bir Güzin Abla var karşımızda. Çoğunuzun tanıyıp yazdıklarına doyamadığı Pink Freud’un ilk kitabı şu an elinizde. Siz hangisisiniz? Hayatının içine edilen “o kadın” mı? Yoksa bahsedilen “o adam” mı? Yoksa ikisi de olmak istemediğiniz için ne yapacağını bilemeyenlerden misiniz? İşte size aşkın ve aşksız kalmanın acısı, komiği; sorusu ve cevabı. Aşkın pembesi hiç bu kadar gerçekçi olmamıştı. Dişi bir Freud’un pembe koltuğuna uzanıp; dilerseniz kıkırdayın, dilerseniz öfkenizi katmerlendirip kalbinizle aklınıza bir ayar tutturun. “Sevgililik bana göre ilk önce anlaşabilmek. Eğer birisiyle iyi anlaşabiliyorsan gerisi kolay, yatakta da uyum sağlanır, yemek masasında da. Ama karakterler uymuyorsa, isterse Brad Pitt olsun, olmuyor o ilişki. Allah aşkına Brad Pitt karşısına geçip Nasreddin Hoca fıkrası anlatsa, altın sarısı saçlarını bile görmezden gelip ayrılmayacak kadın var mı? Yani ilişki dediğinde önce kafaların uyması lazım.”
Bayılmışım... Kendime Geldiğimde 40 Yaşındaydım book cover
#5

Bayılmışım... Kendime Geldiğimde 40 Yaşındaydım

2011

Herkesin gözünü kamaştıran, üzerime giydiğim sözüm ona özgüvenimin altında, bir sır sakladığımı, önce kendime sonra herkese itiraf etmek istiyorum.” “Başkası adına düşünmelerim, onlar adına üzülmelerim, onlardan fazla sevinmelerim, her şey her şey... Kendimi sevmeyi unutmuşum ben. Sen kendini sevemezsen başkası seni nasıl sevsin ki? İnsanlar paspasa ayak siler, üzerinden atlayıp geçer mi? Bir çeşit kapı önü paspası yaptım kendimi.” “Elime daha küçük bir ayna alıp arkamı da boy aynasına dönüp küçük aynayla popomu kesiyorum. Hiç fena değil… Arkadan füze, önden müzeyim yani.” “Ararsan buluyorsun, kurcalarsan bozuyorsun, deşersen eline illaki batıyor bir iğne; kazarsan çıkıyor, örtersen görünmüyor; duyarsan irkiliyorsun, tutarsan hissediyorsun, kaybedersen üzülüyor, bulunca seviniyorsun… Çıkarsan görebiliyor, inersen duyamıyorsun; yağarsan ıslatıyor, yağmadığında kurutuyorsun; beklersen üşüyor, yürürsen ısınıyorsun; seversen semiriyor, sevmediğinde soluyorsun; açıksan herkes sana geliyor, kapalıysan kapından dönüp gidiyor; verince büyüyor, alınca borçlanıyorsun; gülersen kırışıyor, ağlarsan ayıplanıyorsun… ”
1 Kadın 2 Salak book cover
#6

1 Kadın 2 Salak

2011

“Aşkı hesaba katmamışlardı...” Güzel ve akıllı 1 Kadın’ın ve tehlikeli 2 Salak’ın başrollerinde olduğu romantik bir gerilim. Aynı anda, aynı kadına aşık olan iki arkadaşın, aşkla, rekabetle, ihanetle, gururla imtihanı. Kaliteli mizah anlayışıyla süslenmiş mükemmel bir kurgu. Okurun yine elinden bırakamayacağı bir Dizüstü Edebiyat romanında bu kez bir ilki denedik. Kitap okuma deneyimine yepyeni boyutlar katan bir uygulamayı hayata geçirdik: Türkiye’nin ilk mobil etkileşimli kitabı Okur, Fatih ve Livio’nun macerasına tat katan ayrıntılara müzik, fotoğraf, video ve konum bilgisi olarak ulaşabilecek. Bigumigu (bigumigu.com) desteği ile gerçekleştirdiğimiz bu uygulamayı bundan sonra devam ettirmek ve geliştirmek hayalimiz. Kısaca özetlemek gerekirse, kitabın sayfaları arasına yerleştirdiğimiz barkodları, cep telefonlarınızın kamerasıyla okutarak, internet üzerinden sürpriz içeriklere ulaşabileceksiniz. Ayrıntılı açıklama kitabın içerisinde.
Erkek Dedikodusu book cover
#7

Erkek Dedikodusu

2011

Dedikodu için en az iki kişi gerekir, ve de bolca malzeme... Derin ve Pera, birbirini tanımayan iki kadın, ortak bir arkadaşlarının düğününde "bekârlar masası"na düşerler, bu talihsizliklerini sohbetle bastırmaya çalışırken, koyu bir muhabbet başlar. Derin ve Pera'nın birbirlerine anlattıklarını, sırlarını, güldüklerini, ağladıklarını dinlerken masadaki üçüncü kişi olarak sizin de sohbete dâhil olmamanız mümkün değil. Her türlü dedikodunun döndüğü bu masaya davetlisiniz, bakalım Derin ve Pera neler anlatacak? Neler yaşayacaklar? French Oje hiç sektirmeden, yıllarca okuyucularına "Kızlar prenses, erkekler ölsün!" deyip durdu. T. B., yıllarca nişanlısından kendisine "O beni prenses-peri sannıyooo!..." şarkısını gönderdi durdu. Liseden beri hiç ayrılmayan muhteşem ikili French Oje ve T. B., "Bulaşmadığımız bir aktivite kaldı mı?" diye düşünürken kendilerini kitabın başında buldular. Birbirinden Resul Balay ve George Michael, Küçük Ceylan ve Chris Martin, Cindy Crawford ve Kaddafi kadar farklı olan kızlar, erkek dedikodusu konusunda kendilerini bile şaşırtacak kadar uyumlu çıktılar. Bütün kızların kendi aralarında dönen erkek dedikoduları bir kurgunun içinden gizli gizli erkeklere gülümsemeye başladı. Twitter'da da @french\oje ve @tugce\tb nickleriyle tanınan ikili, kendilerini yılların blogger'ı olarak tanımlarken; onları tanıyanlar, 10 yıllık ilişkisiyle alıp başını giden nişanlı T. B.yi ayakta alkışlayıp, 10 yıllık bekârlığıyla kırıp dizini oturan nişansız French Oje'yi de oturarak teselli ediyorlar. Ve bu ikisi her ortama çok iyi geliyorlar!
Bir Apaçi Masalı book cover
#8

Bir Apaçi Masalı

2011

Dizüstü Edebiyat'ın son kitabı yine çok farklı, yine çok eğlenceli! "Masallar dinleyerek büyümeyen çocukların masal gibi hayatları olur" diyerek başladı yola. Toprak kokusundan arabeske, gecekondu yaşamından barmenliğe, Alanya'dan İsveç'e ve dünyanın 80 ülkesine! Sosyal, sınıfsal, duygusal ne derdimiz varsa hepsini yaşamış ve "Apaçi" deyip de anlayamadığımız gençlerin hayatını modern bir masala dönüştürmüş Angutyus'la tanışıyorsunuz.
Ve Geri Kalan Her Şey book cover
#9

Ve Geri Kalan Her Şey

2011

Türkiye'de blog denince akla ilk onun ismi geldi. Birçok insanın blog açma nedeni olurken, onu okuyan herkesin bazen dert ortağı, bazen de en çok güldüğü arkadaşı oldu. Kendine bestseller yazarların arasında sağlam bir yer edinen Pucca, maceralarına devam ediyor. İlk kitabı "Küçük Aptalın Büyük Dünyası", "blog" nedir bilen bilmeyen herkesin tatil çantasındaki yerini aldı. Pucca, ünlü - ünsüz, onu okuyan herkesi kendisine hayran bıraktı. Yazdıklarını okuyan onunla birlikte öfkelendi, onunla birlikte ağladı, onun şapşallıklarına karnı ağrıyana kadar güldü. Okurlar, aylarca hikayenin devamını bekledi, Pucca ise hep bir mutlu sonu... Şimdi zamanı geldi, Pucca, merakla beklenen ikinci kitabı "Pucca Günlük ve Geri Kalan Her Şey" le aramızda! İlkinin aksine, Pucca ikinci kitapta neyi, kimi anlatıyor kimse bilmiyor. Sürprizlerle dolu geri kalanlarda, Pucca'nın eğlenceli, komik, bazen de hüzünlü anlatımıyla günlüğün devamını okuyoruz. Yazarımız, ikinci kitaptan sonra battaniyenin altından çıktı, farklı ve yepyeni bir dünyada yerini aldı. Şimdi biz de hep birlikte battaniyelerimizin altından çıkıp onun yeni dünyasına giriyoruz.
Bir Alex Değilim book cover
#11

Bir Alex Değilim

2010

Bu kitabın kahramanı, "kolay kolay dünyaya gelmez" dediklerimizinden. Deli deli güldüren, yerli yersiz ağlatanlardan. Bu kitabın sayfaları boyunca hayranı olacağınız İstiklal Akarsu, Facebook'ta 3 sene boyunca yalnızca akrabalarına ve ilkokul arkadaşlarına şakalar yazdıktan sonra bir arkadaşının "oğlum Twitter'a gelsene ne işin var Facebook'ta, burası tam sana göre!" demesiyle 2009'da Twitter'a üye oldu. Burada yazdıklarıyla kısa sürede 60.000'e yakın insana ulaşma imkanı yakaladı. Akabinde bir de blog'um olsun dedi, açtığı blog'da 140 karakter sınırlaması olmaksızın yazdı da yazdı, okundu da okundu. Şimdi, Bir Alex Değilim ile karşımızda.
Sorun Bendeymiş book cover
#12

Sorun Bendeymiş

2012

Sorun Bende Değil, Sende kitabı ile mükemmel bir başarı yakalayan Pinkfreud serinin ikinci kitabı diyebileceğimiz Sorun Bendeymiş ile yeniden okurları ile buluşuyor. Sosyal Medya ile bir anda ünlenen ve en çok takip edilenler arasına giren Pinkfreud, sevenlere farklı bir aşk kitabı sunmuş ve genç kızlara farklı yollar göstermişti. Şimdi ikinci kitap ile yine aşkın üzerine gidiyor ve sorunun kimde olduğuna dair farklı bir cevap sunuyor. Aşka dair, mahallelerdeki her şeyi bilen teyzelere dair, evliliğe dair farklı bir bakış açısı sunan, bir anlamda içindeki delilikleri döken bu Türkçe sözlü hafif batı kadını sizi yine oldukça şaşırtacak.
Yedi Kere Sekiz book cover
#13

Yedi Kere Sekiz

2012

ÇARPIM TABLOSUNU EZBERE BİLİYORDUM DAHA ZOR NE OLABİLİRDİ Kİ? Çocuktuk biz. Başka türlüydü her şey. Eğlenmek istiyorduk; eğleniyorduk. Bir mutfağı mesela, yakmak istiyorduk; yakıyorduk. Azar işitmek istiyorduk; büyük olan bize kızsın… Kızıyordu babamız. Sonra hemen seviyordu. Seviyorduk. Yaramazlıklarımızın sonuçlarını bilmek tereddüde yol açmıyordu. Yaşamı ıskalamıyorduk. Güzeldik. Çocuktuk işte. Onur Gökşen, ilk kitabı Bizim de Renkli Televizyonumuz Vardı ile Kadıköy’e hiç gitmemiş, 80’lerde ergen olmamış, Mr. Spock’u tanımayan, commodore 64’ü görmemiş, hatta kız kaçıran atmamış olanlara bile “mahalle”yi anlatmıştı. Aile fertlerimizden birine dönüşen iki kafadar kardeş Onur ve Mert ile muhteşem babalarının maceraları tam gaz devam ediyor. Kadıköy sokaklarından New York caddelerine, 8 mm film makinelerinden, aynalı gözlüklere kadar arayıp bulamadığınız ne varsa bu kitapta… Yedi Kere Sekiz’le bu nostaljiyi, başka hikâyelerle, yeni maceralarla yaşıyoruz.
Erkek Dedikodusu 2 book cover
#14

Erkek Dedikodusu 2

2012

2011 yazının en eğlenceli romanı Erkek Dedikodusu, kaldığı yerden tüm heyecanı, eğlencesi, kahkahası ve romantizmiyle devam ediyor… İlk kitapta hasbelkader tanışıp, bu kez gerçek birer arkadaş olan kızlar iyice kaynaşmış durumda. Aralarından su sızmayan Derin ve Pera, birbirlerini yerden yere de vuracak, yalanlar da söyleyecekler. Büyüyünce kadın olmak kolay değil. Derinin düğününde bekarlar masasını VIP masaya çeviren, şehrin en gözde bekarı Pera, o gece Can ile karşılaştı mı? Derinin evliliği nasıl gidiyor? Derin, Cemin ailesinden kabul görecek mi? Evlilik muhteşem bir şey mi yoksa hayal etmeye bile değmeyecek bir deneyim mi? İlk kitapta yalnız bıraktığımız Pera, gerçek aşkı bulabilecek mi yoksa yine gözde bekar olarak kendini mi avutacak? Yeni eklenen eğlenceli karakterleri ve yepyeni damat adaylarıyla Erkek Dedikodusu 2- Bu Gece Hiç Bitmesin, bu yaz tüm soruların cevaplarıyla, en yakın arkadaşınız olup başucunuza yerleşiyor.
Dünyada Aşk Var Mı? book cover
#15

Dünyada Aşk Var Mı?

2012

Dizüstü Edebiyat’ın Dünya’ya Fırlattığı ‘Meraklı’ Yazar Marslı Kovboy’dan bir ilk kitap: DÜNYADA AŞK VAR MI? “Aşk sözcükleri değişiyor mu? Yani sevgiliden sevgiliye?” diye sordu kadın. “Değişmiyor ama onları söylerken öptüğün boyunlar değişiyor, ” dedi adam. “Kocaman bir yalanın bile gönüllüce unutulacağı tek yer Dünya’dır.” Marslı Kovboy, severken, ayrılırken, kavuşurken, sarılırken, kıskanırken, onu arayamazken, aldatırken, tekrar denerken, kandırılırken sizi seyrediyor. O, kapının arkasında, karşı apartmanın penceresinde, arka koltuğunuzda, bu satırların arasında… size bakıyor. Dünyada aşk var mı? Aşkı görseniz tanır mıydınız? Birini gerçekten sevdiniz mi? Birini severken nasıl göründüğünüzü bilmek ister misiniz? Dünyada Aşk Var mı?, akımızı okuyan, ruhumuzu gören bir yazarın çarpıcı gözlemler ve keskin bir mizah duygusuyla dolu ilk kitabı.
Kebabman book cover
#16

Kebabman

2012

Toprak kokusundan büyük şehre, gecekondu yaşamından barmenliğe, Alanya'dan İsveç'e ve dünyanın 80 ülkesine! Apaçi deyip de anlayamadıklarımızı modern bir masala dönüştürmüş Angutyusun beklenen ikinci kitabı ile bu kez İngilteredeyiz. 'Belki bir köşede ölecektim. Ailem cesedime bile ulaşamayacaktı. Artık adım, soyadım, nereden geldiğim, nerelere gideceğim önemli değildi. Belki farkında değildim ama ben o gece sadece dönüş biletimi yakmamıştım. Yalan dünyamı da yakmıştım. Kol gibi hayatın gerçekleriyle baş başaydım artık, tek tabanca... Hani demiştim ya, masallar dinlemeden büyüyen çocukların masallar gibi hayatı olur. Madem masallar dinlemeden büyümüştüm, öyleyse kendi masallarıma inanacaktım. Madem kendi masalımı yaşıyordum, o halde bana bir masal kahramanı lazımdı. Ben de kendi kendimin kahramanı olurum, dedim. Doğru mu yaptım, yoksa yanlış mı? Hiç düşünmedim o günden sonra.' -Angutyus
Allah Beni Böyle Yaratmış book cover
#17

Allah Beni Böyle Yaratmış

2012

Sanal âlemin en bilinen isimlerinden PuCCa, hikâyelerine kaldığı yerden devam ediyor. İlk kitabı "Küçük Aptalın Büyük Dünyası" ile bol bol güldüren, ikinci kitabı "Ve Geri Kalan Her Şey" ile yer yer hüzünlendiren PuCCa, serinin üçüncü kitabı "Allah Beni Böyle Yaratmış"ta "Ayaklarına kadar uzanan simsiyah montu ile Kenan İmirzalıoğlu'nun içerisine bisiklet pompasıyla hava basmışlar gibi duruyordu" diye tanımladığı, şimdiye kadar hiç yazmadığı Ankaralı'yla ilişkisini ve üniversite hayatını anlatıyor... "Yediğini, içtiğini, gezdiğini gördüğünü değil, bize başına neler geldiğini söyle" dedirten tek yazar olma özelliğini kimselere kaptırmayan PuCCa, bu kez de ilk paragraftan itibaren onu neden bu kadar sevip merak ettiğimizi bize yeniden kanıtlıyor. Bu arada, bizden duymuş olmayın ama, yine çok güleceğiz!
Olsa Dükkân Senin book cover
#18

Olsa Dükkân Senin

2013

“Sevdiğini serbest bırak, dönerse senindir, zıplıyorsa delidir, çömeldiyse dokunma.” “Şu fani dünyada herhangi bir şeye ihtiyacım olduğunda yanımdaki dostlarımdan ve arkadaşlarımdan bir tek cümle duymak istedim, bir tek cümlenin hasretiyle yandım tutuştum, helak oldum, derbeder oldum: Ne demek dükkân senin! Ama o sahte arkadaşlardan, o yalancı dostlardan, o zalimlerden, o kadir kıymet bilmeyenlerden, o vefasızlardan tek bir cümle geldi: Olsa dükkân senin!” İstiklal Akarsu, Bir Alex Değilim’in ardından yeniden karşınızda. İlk kitabıyla on binlerce okura ulaşan Akarsu, kaldığı yerden, aynı kıvraklıkta hikâyelerine devam ediyor. İlk kitaptan tanıdığınız karakterlerin yeni maceraları, yeni tanışacaklarınızın acayip, komik, hüzünlü yaşamları… Dizüstü Edebiyat bir kez daha heyecanla sunar…
Beni Hep Sev book cover
#19

Beni Hep Sev

2013

Aynı kişiyi ikinci defa sevmek mi,aynı anda iki kişiyi sevmek mi daha zor? Eski sevgiliyle yeniden birlikte olmak yapılabilecek en büyük salaklık mı yoksa gerçek aşk mı? Yeni sevgilisini, kendisini başkasıyla aldatan eski sevgilisiyle aldatan bir kadına ne denir? Peki ya o hep aranan, istenen, arzulanan "doğru ve düzgün" adamı bulduğumuzda ne olur? O kafede neler oldu? Kendisini aldatan, yalan söyleyen, mutsuz eden hayatının aşkıyla, tüm kadınların hayallerini süsleyen ideal adam arasında kalan ve "Başkalarının doğrularıyla yaşamaktansa, kendi yanlışlarımla yaşamayı tercih ederim." diyen Pelinin hikayesi... Merak ettiğiniz bütün soruların cevaplarını ve tam 2 yıl sonra Bora ile buluştukları o kafede neler olduğunu öğrenmek ister misiniz? Kendine özgü deli-dolu ve cesur kalemiyle Pinkfreud, bu sefer belki daha mutsuz, daha umutsuz ama kesinlikle daha aşık.
Allah Belanı Versin Brokoli book cover
#20

Allah Belanı Versin Brokoli

2013

Soru: Sebzelerden iğrene iğrene diyet yapabilmek mümkün mü? Cevap: Onur Gökşen’e göre mümkün! Soru: Diyetisyene yalan söyleyerek kilo verebilir miyiz? Cevap: Onur Gökşen’e göre hem de çok rahat veririz! Soru: Lahmacun yiyerek zayıflamak iyi bir fikir mi? Cevap: Onur Gökşen’e göre şahane bir fikir! Onur Gökşen, bu kez 180 günde verdiği 32 kilonun hikâyesini yazdı… İddia ediyoruz: Bugüne kadar böylesine eğlenceli, böylesine şişman; bir ruh hastasının yazdığı böylesine bir diyet kitabı okumadınız! Şu an elinizde tuttuğunuz kitap, şişman insanlar için âdeta bir kılavuz niteliğinde… Çektikleri ıstıraplar, yarıda bıraktıkları diyet programları, diyet süresince yaptıkları kaçamaklar, diyetisyene bir kere gidip bir daha gitmemeler, her “Pazartesi” diyete başlayıp “Salı” günü -hiçbir pişmanlık duymadan- on porsiyon patates kızartması yemeler… Şişman insanların iradesizlikleriyle, diyet yaparken başlarına gelen felaketlerle ilgili her şey bu kitapta… Sıkıcı, insanların yaradılışına ters, ruhu mutsuz, umutsuz kılan berbat diyetlere elveda deyin! Onur Gökşen’in, yani; hayatını ele geçiren kilolarına lanet eden, kendinden sıkılan, tüm zayıflama isteğine rağmen yine de bir türlü diyet yapmayı beceremeyen çaresiz bir şişkonun eğlenceli hikâyesinin içine dalın ve onunla beraber 180 günde tam 32 kilo verin! Yeni hayatınıza “merhaba” diyebilmek için sadece 180 güne ihtiyacınız var. Kendinizi Onur Gökşen’e teslim edin: Başınıza gelenlere inanamayacaksınız! İddia ediyoruz; eğer bugüne kadar kilo vermeyi başaramadıysanız bu kitap sizin son şansınız… Onur kilo vermeyi başardıysa, sizin başaramamanız için tek bir sebep bile yok!
Keşke Ben Uyurken Gitseydin book cover
#21

Keşke Ben Uyurken Gitseydin

2013

Renda, kimine göre saf, kimine göre kurnaz, kimine göre şirin, kimine göre şanslı, kimine göre umutsuz âşık, kimine göreyse vazgeçilmez bir kadın, aynı senin gibi... Bazen ulaşılmaz, bazen yapışkan; bazen tatlı, bazen yaka silktiren. Bazen çok genç, bazen çok olgun. Kime sorsan farklı anlatıyor. Aynı seni anlattıkları gibi... Renda'nın anlattıklarının tamamına inanmamak gerekiyor sanki. Bazen abartıyor, bazen çok pembe görüyor, bazense hiç "anlamıyor". Aynı sen gibi... Onu okurken, ona bazen kızıyorsun, bazen acıyorsun, onu bazen seviyorsun, bazen ondan nefret ediyorsun. Bazen tanımak istiyorsun, bazen "aman benden uzak olsun" diyorsun. Aynı senin için de düşündükleri gibi... Tatlı hayalleri, ulaşılmaz hedefleri, aniden dönen şansı ve kararsız kaldığı anlar var, aynı hepimiz gibi... Renda, belki de partide sırt sırta olduğun, sinemada arka sıranda oturan, kasa kuyruğunda arkanda bekleyen, mağazada elini aynı elbiseye attığın, aynı spor salonuna kayıtlı olduğun, restoranda yemek yediğin masada senden önce yemek yiyen biri. Onun dünyasına girmeye hazır mısın?
Ay Hadi İnşallah book cover
#25

Ay Hadi İnşallah

2013

"Ne anneler, ne eski sevgililer ne de etrafta dolanan s.tükler! Bu kez başaracam, bu kez o duvağı takcam! Hiçbir şey önüme engel olamayacak… Sen bile! Kaderimde yokmuş, falımda çıkmıyormuş, o adam bana göre değilmiş… Hiiiiiiiiiç anlamam, dinlemem, o adam buraya gelecek! Ayy hadi inşallah!" "İskambil kâğıtlarından ev yapıyorum kendime Valeyi saklıyorum, Kızı kıskanıyorum, Asla hayaller kuruyorum. Hep birşeyler eksik kalıyor, sayılar başımı döndürüyor. Fal bakıyorum maça aramızı bozuyor, papaz kaçıyor. Ve ben kâğıttan evin içine bir türlü sığamıyorum…" Bu kitabın okuyucularına bir uyarısı olsaydı, o da "Pucca bu, anılarını mutlaka okuyun ama sakın ola ilişkinizde uygulamayın!" olurdu… Sosyal Medyanın kraliçesi Pucca, 4. kitabı Ay Hadi İnşallahta yine kadın zekâsını, komikliğini, sinsiliğini, şaşkınlığını ve hani o bildiğimiz, "Ne onunla ne onsuz!" aşkı en yalın haliyle yazdı… İlk kitabından itibaren başına gelen her şeyi tüm samimiyetiyle anlatıp çoğu zaman, "Sanki beni anlatmışsın…" dedirten Puccanın günlüğünde bu kez en bilinen aşkı Ceri ile olan hikâyesini okuyacağız. Her durumdan bir kavga çıkaran, her kavgada ayrılan, her ayrılıktan 10 dakika sonra barışan Pucca ve Ceriyi okurken, bakalım siz hangi tarafta yer alacaksınız?
Atarlı Romantik book cover
#26

Atarlı Romantik

2013

HAZIRLANIYOR
Olur Öyle book cover
#27

Olur Öyle

2014

Yıllarca okudum. İlkokul, ortaokul, lise demedim, hatta üniversite bile demedim okudum. Amacım neydi; elbette adam olmak, daha doğrusu insan olmaktı. Yalnız işkembeden sallıyorum şu an, nereye insan olmak için okuyorsun hayvan? Evet, bir deve bile, bir su aygırı bile insan olmak için 15 sene okumaz, yüzlerce sınava girmez. Ben de her fâni gibi diploma için, iyi bir işe girmek ve dolgun bir maaş almak için okudum, yalan yok. Okudum da ne oldum; afedersiniz ama bir bok olamadım. Zaten ekonomik krizin tavan yaptığı bir dönemde mezun olmuşum, iş bulmayı geçtim, işi olan dahi kovuluyor. Dedim, “Ailece işlettiğimiz bir tükkan var, bari gideyim oranın başına geçeyim.” \- Baba ben düşündüm, taşındım ve bir karara vardım. Ama sakın kızma bak. \- Hanım gel olay var. \- Ben bir süre dükkânda takılmak istiyorum, yani iş bulana kadar. \- Olur, en güzeli, bana uyar oğlum. \- Baba kızmayacak mısın, madem dükkânda çalışacaktın, ne diye onca sene okul okudun demeyecek misin? \- Demeyecem. \- Sen ne biçim babasın ya?? \- Noluyo lan??? Bir Alex Değilim‘le tanıdığımız, Olsa Dükkân Senin‘le artık iyice “aileden biri” olarak gördüğümüz İstiklal Akarsu, hem tanıdığımız, hem de yeni tanışacağımız karakterlerin birbirinden acayip huyları, yer yer komik yer yer hüzünlü maceralarının yer aldığı “Olur Öyle” ile adeta zirve mücadelesinde ben de varım diyor. Şaka lan nereye diyor, kitap işte, ne zirvesi…
Garson ve Mutlu book cover
#28

Garson ve Mutlu

2014

Ne işim var benim burada? Müşterisi olmam gereken yerde servis yapıyorum. Yaş otuz iki. Çok değil, daha dört ay önce takım elbiselerimin içinde kırıtıyordum şu caddede. Ama hadi evimize gidelim Fulsen. Burası bize uygun bir yer değil. “Omlet alacağım bir tane. Bir de çay. Omleti yumurtasız yapalım lütfen.” “...bu arada salata rica ediyorum ben. Ama gereksiz yeşillik koymayın içine.” “Vejetaryen bir içeceğiniz var mı? Sıcak, soğuk farketmez.” Garsonluk yedi milletten insanla anlaşabilme yeteneği, yüksek sabır, içinizden söyledikleriniz duyulmasın diye güçlü mimik kontrolü ve teatral yetenek gerektirir… Yalnızca statü ve etiketlerin yüksek sesle konuştuğu bir hapishanede yaşıyorsunuz. Ne kadar dayanabilirsiniz? Mutlaka sizi de “daha iyi yerlerde görmek” isteyenler vardır. Onlara bir fincan iyi kahve verin. Sakinleşeceklerdir. Blogunda paylaştığı “32’me doğru, garson ve mutlu…” yazısıyla 300.000 ‘den fazla okurun ilgisiyle karşılaşan Fulsen Türker, ilk romanında, büyük dönüşümünü, beyaz yakalıktan garsonluğa uzanan yolu anlatıyor. Garson ve Mutlu hayatı ansızın tepetaklak olan genç bir kadının sadece meslek değiştirme serüveni değil, kendisi ve geri kalan herşeyle yeni baştan ilişki kurma mücadelesi. “Dede sana bir şey söylemem lazım.” “Söyle kızım.” “Ben mutluyum.”
Sen Yokken Yine Yanlış Yaptım book cover
#29

Sen Yokken Yine Yanlış Yaptım

2017

Gelmiş geçmiş en “gerçek” roman karakteri Renda geri döndü! Keşke Ben Uyurken Gitseydin’de merakta bıraktığı her konuyla ve yine sakarlıklarıyla, saflıklarıyla, komiklikleriyle, kararsızlıklarıyla, kötü kararlarıyla, kurnazlığıyla, iyiliğiyle, satıcılığıyla, özlediğiniz özlemediğiniz herşeyiyle… Yine herşeyi tüm samimiyetiyle anlatırken, geri kalanlar da Renda’yı yalanlayıp, bizi yine kime inanacağımızı şaşıracak hale getirecek. Selim ile neler oldu? Bertan’dan ne haber? Eee yeni biri var mı? Şimdi işler biraz daha karışık. Gitmek iyi fikir değilmiş kimse için meğer. Dönünce her şey, herkes yerinde olmuyor ve kimse kimseyi beklemiyor. Renda’yı okumak, akşam kimse yokken sahildeki boş şezlonglarda kendinle baş başa kalmak, aynaya bakıp söyleyeceklerinin provasını yapmak, araba hızlı hızlı giderken camdan elini çıkarıp rüzgarı hissetmek, yazın esen balkonda oturmak, anlatınca rahatlayacağın için daha fazla içinde tutamamak, yazıp rahatlamak, sabahki şarkı falında gününün geri kalanını güzelleştirecek şarkıyı tutmak, telefona uzun uzun bakınca hiç gelmeyen mesajın geleceğine inanmak gibi. Renda’yı okumak, kendi içine dönmek, kendini sorgulamak, kendinle dalga geçmek, kendini her şeye rağmen çok sevmek sanki. Sen de biliyorsun. Ve aramızda kalsın ama, Renda sensin. Ve müjde, Renda geri döndü.
Popom Olmadan Asla book cover
#30

Popom Olmadan Asla

2014

Şöyle yan döndüm, popoma baktım. Ben spor salonuna gitsem, kendisi arkamdan bir saat sonra gelecek gibiydi. Soluk soluğa içeri girecek, “Merhaba ben hanımefendinin poposuyum. Kendisi geldiler mi acaba? Burada buluşacaktık.” diyecekti. Siz hiç terkedildiniz mi? Ya terkedildiğiniz için depresyona girdiniz mi? Depresyona girince yemeğe mi yüklendiniz? Peki yemeğe yüklenince iyice depresyona girdiniz mi? Tebrikler! Şişman insanın sonsuz döngüsüne hoşgeldiniz. Okan’ın eşyalarının hepsini toplayıp koliye koymalı ve o koliyi de atmalıydım. Sonra kıyamam ki diye düşündüm. Onların her biri Okan’ın bir parçası. Salonun ortasına şöyle bir büst yaptırsam, üstüne koliyi koysam, etrafını da camla kapattırıp, tepeden spot ışıklarıyla aydınlatsam? Bence bu da iyi fikirdi. Esprili dili ve kendine gaddar mizahıyla kısa sürede Twitter’da fenomen haline gelen Şişman Kız, aşkı, ayrılığı ve acısıyla tatlısıyla her türlü yemeği masaya yatırdığı Popom Olmadan Asla romanı ile Dizüstü Edebiyat serisine de olanca ağırlığını koymaya geliyor!
Biz Ucuz Adamlardık book cover
#31

Biz Ucuz Adamlardık

2014

Angutyus’un baş döndürücü macerası frene basmadan devam ediyor. İngiltere’de vitrinin arkasındaki hayatın tam göbeğinde, kavganın, tehlikenin, karmaşanın kol gezdiği sokaklarda tek başına genç bir adam. Yersiz yurtsuz, geçmişinden ve geleceğinden vazgeçmiş, kasırgaların içinde savrulan bir kebabman. Biliyordum, ilk kural şuydu: “İngiltere’de asla yere düşme!” Ama düştüm. Beni darmadağın ettiler. Alanya kumsallarından yola çıkıp kendini İngiltere’de bulan Angutyus’un artık tek istediği bir parça sükûnet. Fakat onunki öyle bir dünya ki; holiganlar, ayyaşlar, eroinmanlar, yok sayılanlar, kaçaklar, fahişeler, üçkağıtçılar her köşede fink atıyor. Gurbet, hasret, eski hesaplar, yeni aşklar ve iyileşmeyen yaralarla boğuşurken kan revan içinde yazılan bir destana tanıklık edeceksiniz. Leeds maçında yaşananlar bir milat oldu.. Ben bu insanları biraz tanıyorsam, çok yakında buralarda insan avı başlayacaktı. Angutyus’un heyecanlı, duygusal, komik ama mutlaka okuyanı yerine çivileyen yolculuğu, Bir Apaçi Masalı 4 – Biz Ucuz Adamlardık’ta sürüyor. Kimselere küskün değildim. Biz böyle adamlardık işte. Halil, enişte, Kadir, Beyto, Erol, Şakir, Cezmi ve onlarcası. Eline sopayı alınca insafı da vicdanı da kalmayanlar. Ben. Biz ucuz adamlardık.
Mualla'ya Sor book cover
#33

Mualla'ya Sor

2015

Koş Mualla koooş! Yardım et n'oluuuur... Çok dertliyim çoook... Sevgilim benden 5 cm kısa, n'apıcam??? Sarhoş olup kapısına dayandım, beni istemedi. Acaba gay mi? Sınav stresinden hayatı kaçırıyorum, ne yapacağım ben? Fuck buddy olmayı deniyorum ama olmuyor, hemen aşık oluyorum!!! Bir süre takıldık, öğrendim ki sevgilisi varmış alçağın, neden ben nedeeen? Hem kızlara hem erkeklere aşık oluyorum, neyim ben? Görümcem beni aşırı kıskanıyooo, ondan kurtulmak istiyorum, n'apıcam? Mor saç diye tutturdum, boyatsam mı, ya yakışmazsa? N'olur yardım et! Babamla erkek arkadaşımı bastım, n'apıcam, anneme söyleyeyim mi? Annem babamı aldatıyoooor, bunu nasıl yapar? Nerede uçkur düşkünü, nerede yalancı, nerede riyakar varsa bulup aşık oluyorum... Adama dizi teklifi gelince beni bıraktı! N'apıcam ben, çok özlüyorum! Twitter'ın "Türkçe sözlü hafif batı kadını" Pink Freud, bu kez "Mualla Abla"lığa soyunarak milenyum gençliğinin "çok mühim" dertlerine derman oluyor. Cevaplarında kendi stilini konuşturan Mualla, nokta atışlarla, 153 soruna 153 pratik çözüm öneriyor. Mualla'ya Sor, "Sorulara mı şaşayım, cevaplara mı güleyim" derken elinizden bırakamayacağınız...... veee buraya kadar okuduysanız o hoo, kitabı aldınız gitti demektir. Sevgiler, iyi eğlenceler.
Ben Hiç Giden Olmadım book cover
#34

Ben Hiç Giden Olmadım

2015

“İlişkilerimin hepsi siyah süet ayakkabı gibi, sadece yepyeniyken güzeller” Ya bu “O”ysa diye düşünmüş her yeni gelen için. Kimsenin “O” olmadığını da hissetmiş… Her güzel şeyin bitmesi için elinden geleni yapıyor zannederken herkes, aslında o bitmesin diye çabalamış, kimse fark etmemiş… Güzel günlerin geleceğinden adı gibi eminmiş; kaderindeki matematiği çözmüş aslında ama yine de kötü günler hiç geçmeyecek gibi gelmiş. Yarım kalmaktan, yalnız kalmaktan korkmuş. Tamamlanamayacağını, belki de hiçbir zaman tam anlamıyla sevilemeyeceğini düşünmüş; hiç çaktırmamış. Hiçbir zaman mutsuz olduğunu anlatmamış. Sadece kendine, bize itiraf etmiş. Şimdi de gidiyormuş. Renda artık “bana müsaade” diyor. Diyor ama Renda bu; tabii ki gitmeden yine ortalığı birbirine katmayı ihmal etmiyor. Kimdi ona yanlış yapan? BİTTİN SEN! Hayatında karşılaşabileceğin en acımasız grup, yaralı bir kız grubudur. “Kızlar benim bunun intikamını almam lazım. Burada, böylece bırakamam. Beynim durdu, yardımınızı istiyorum.” Hem çok şanslı hem çok şanssız, ne çok sevilen ne hiç sevilmeyen, bir yandan en saf, diğer yandan en sinsi, ne olursa olsun, her macerasında biraz kendinden izler bulduğun, çok gülüp çok da kızdığın Renda, hikayesine kaldığı yerden devam ediyor da, bu arada kim Renda ile olan hikayesine son veriyor? Kim bu intikamın hedefindeki şanslı kişi? Arkasından Keşke Ben Uyurken Gitseydin diyen Bertan mı, arkasından Sen Yokken Yine Yanlış Yaptım dediği Selim mi, yoksa Ben Hiç Giden Olmadım dediği yeni birisi mi? Biliyorsun, çünkü Renda sensin!
Artık Bu Numarayı Arama Anne book cover
#35

Artık Bu Numarayı Arama Anne

2015

Son yılların en büyüleyici hikayesi, bu kez çok zorlu bir yol ayrımında. Gurbet ellerde hayatın sillesini olanca ağırlığıyla yiyen kebabman seçimini yapmak üzere. Bir yanıyla nefret ettiği, bir yanıyla sevdiği İngiltere’den kurtulabilecek mi? Dokuz sene süren nefes kesici macerada çember kapanmak üzere. Angutyus her zamanki gibi sürekli kaçıyor. Ayyaşlardan, ırkçılardan, kavga dövüşten; ama belki en çok kendisinden…. Başına gelenler yine çok komik. Hamza Abi karşımızda kollarını üç defa açıp kapattı manyak gibi. Sonra ellerini uzattı üç defa. Önce sağ omzunu, sonra sol omzunu üç defa kaldırıp indirdi. En sonunda da ellerini yumruk yapıp işaret parmaklarını çıkararak üç defa eğilip kalktı. Bayram fısıldar gibi, “Abi bu Hamza Abi’nin sabah sporu.” dedi. Çok tehlikeli. Büyük patron ön tezgahın kapısını açtı. İri yarı olana öyle bir gömdü ki kafayı, kırılan burun kemiğinin sesini ben içeriden duydum. Ben de ince olana sağlam bir yumruk çıkarttım. Ellerini havaya kaldırdı, “Ben yokum, ben yokum!” Bir tane daha vurdum. Burnu kanamaya başladı. “Artık çok geç!” dedikten sonra Allah ne verdiyse giriştim. Ve çok hüzünlü. “Abi dün gece yıllar sonra ilk defa gökyüzüne baktım. Yıldızlar falan vardı.” Hamza Abi bir yudum çekti viskisinden, “Yedin iyice kafayı anasını sattığımın yerinde.” dedi. “Yok abi kafa bulmuyorum, ciddiyim. Senelerdir ben hiç gökyüzüne bakmamışım.” dedim. Çingeneler, askerler, katiller, hırsızlar ve keşlerle dolu bir arenada, Angutyus’un kaderiyle yaptığı ölüm kalım savaşına tanıklık edin.
O İş Bende book cover
#36

O İş Bende

2015

Dizüstü Edebiyat serisinin sevilen yazarı İstiklal Akarsu okuyucuyu bu defa dünyanın en acayip ortamına, iki yazlık sitenin birbiriyle olan destansı ve saçma sapan mücadelesinin ortasına götürüp bırakıyor. \\\* – Hayırdır Ziya? – O bize kapısını açmayan site var ya… İşte onun kapısına duvar öreceğim. BİZ GİREMİYORSAK ONLAR DA GİREMEYECEK O … SİTESİNE! Ertesi gün malzemeler geldi. Yine kendi bira kotasının üstünde seyreden Ziya abi kumunu çimentosunu karıştırdı, duvarı örmeye başladı. Arada birasını bırakıp tuğlaları diziyor, bir yandan da kurumaması için harcı karıştırıyordu. Otuz, kırk kişi toplanmış duvar ören bir adamı izliyorduk. Çıt çıkmıyordu. Büyük site sakinleri de korkudan tir tir titriyorlardı. Geçmemize izin vermedikleri kapıdan artık kendileri de geçemeyecekti. Kapı duvar oluyordu. \\\* Bir gariplik vardı çocukta, yürürken elini kolunu havaya kaldırıyordu. “Tiki mi var acaba” diye düşünürken, bu hareketleri, dövmelerini gösterebilmek için yaptığını anladım. Kolunun altındaki dövmeyi göstermek için elini ensesine atıyor, göbeğindekini göstermek için göbeğine küçük şaplaklar atıp dikkati oraya çekiyordu. Baldırındaki dövme için de atların sinekleri kovmak için yaptığı gibi bacaklarını titretiyordu. Bu son hareketi nasıl yaptığını anlamamıştım, dövmeyle ilgili evrimsel bir süreç geçirmişti galiba çocuk. \\\* O İş Bende’de; Bir Alex Değilim, Olsa Dükkan Senin ve Olur Öyle kitaplarından tanıdığımız dünyanın bira kotalı ilk insanı Ziya abi ve Akbük canavarı Müslüm gibi karakterlerin yanında yenileriyle tanışacak, onların acayip huyları ve olaylarına hem gülecek, hem hayret edecek, her şey bittiğinde ise yazlık sahibi olmadığınıza şükredeceksiniz.
Ben Bu Aşka 20 Kilomu Verdim book cover
#37

Ben Bu Aşka 20 Kilomu Verdim

2015

Hayaller büyük boy karışık pizza, hayatlar müsli – Sinem abla, bu tartı bozuk mu ya? Ben şimdi 66.7 kilo muyum yani? – Sen iyi misin kızım? – İyiyim ya, sen nasılsın? Öyle tartıda o kiloyu görünce biraz sarsıldım sadece. Yani ben o kiloları en sevdiğim şeyleri yiyerek almıştım Sinem abla, gitti mi onların hepsi şimdi? – ... – O son cevizli baklava gitmeseydi bari ya. Çok güzeldi o. Siz hiç tutkulu bir aşkın enkazı üzerinde kendinizi unutacak hale geldiniz mi? Bırak güzel görünmeyi, nefes aldığınızdan bile emin olmadığınız günler mi geçirdiniz? Peki böyle günlerden birinde bir sabah aniden artık şişman biri olmadığınızı fark etseniz ne yapardınız? Bir ex-şişmanın şaşırtıcı hayatına hoşgeldiniz! “Garsonlar ellerinde tepsilerle dolaşıyor. Tepsilerin bazılarında ilginç ilginç kanepeler var. Acaba şu kanepelerden yesem yine eskisi gibi göbeğim şişer mi? Yoksa o sadece şişmanlara has bir özellik mi? Kafam karışık. Bu bedende yeniyim, henüz çok acemiyim. Ne yapınca ne oluyor tam olarak bilemiyorum.” Popom Olmadan Asla‘da kırık dökük bir ayrılığın üzerinde bıraktığımız kahramanımız farkında olmadan verdiği kilolarla aslında hayatını da değiştirmiştir. İşteki yükselişine ve insanlarla olan ilişkilerindeki değişime ayak uydurmaya çalışırken, Ben Bu Aşka 20 Kilomu Verdim’de aklındaki sorulara yanıt arayacak, kapanmamış defterler de yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlayacaktır…

Authors

Fulsen Türker
Fulsen Türker
Author · 2 books
1981 yılında güneşin Oğlak burcuna girdiği gün Eskişehir’de doğdu. Eğitimini müfredata uygun bir şekilde, İzmir’de tamamladı. 1999 yılında “İstanbul’u kazanmak” için girdiği sınavda Mimar Sinan Ünv. Matematik Bölümü’nü tutturdu. Özgeçmişi daha havalı olsun diye uluslararası bankacılık ve finans üzerine yüksek lisans yaptı. 9 yıl boyunca beyaz yakalı olarak farklı görevler üstlendi. 2013 yılının Eylül ayında yükselen burcunun Yengeç olduğunu öğrendiği için hayati bir kırılma yaşadı ve insanları beslemekten çok hoşlandığını farketti. Garsonluğu meslek edinmesiyle çarklar dönmeye başladı. Halen İstanbul’da yaşamakta olan Fulsen Türker, kariyerinin bundan sonrasında dünyanın en iyi ablası olmayı hedeflemektedir.
PuCCa
PuCCa
Author · 7 books
Asıl mesleği televizyonculuk olan PuCCa, 2007 yılında eski sevgilisinden intikam almak için açtığı blog'la internette “baya” tanındı. Günde 3000'den fazla kişinin ziyaret ettiği blog'u, Türkiye de en fazla izleyicisi olan kişisel blog oldu.
pinkfreud
pinkfreud
Author · 5 books
Sorun bende değil Sende ve Sorun Bendeymiş kitaplarının yazarı, 2011 Blog Ödülleri moda blogları 1.'si "bi kot bi tişört"ün sahibi, bir kitap okuyup hayatı değişmeyen, onun yerine bir kitap yazan ama hayatı hala değişmeyen insan.
548 Market St PMB 65688, San Francisco California 94104-5401 USA
© 2026 Paratext Inc. All rights reserved